29 08 2014

Aşk

Murathan Mungan 

Nerede olursanız olun aşktan sonra kırlara çıkarsınız.

Aşk ruhun aydınlanma çağıdır.

Edebiyat aşkın en büyük sığınağıdır.

İnsanların çoğu, çocukken kendisine yapıldığına inandığı tüm haksızlıkları unutturacak kadar büyük bir aşk bekler hayattan. Hayatla kurdukları "borç-alacak" ilişkisini aşk sanırlar.

Gündüzleri gezdiklerine bakmayın; aşkın ve yazının anayurdu gecedir.

Aşk, büyümeyi bilmiş insanların çocukluğudur.

Aşk insan ruhunun sonsuzluğa açılan kapısıdır. Oradan kainata bakılır. Ruh ve kimya orada birbirine karışır.
 

Aşkın en dayanıksız olduğu konu can sıkıntısıdır. 

Aşk bizi adalet duygumuzla yüzleştirir. Üzerinde düşünülmüş bir aşk, üzerinde düşünülmüş bir hayat demektir. Hayatın hiç bilmediğimiz yönlerine ilişkin düşüncelerimizin önemli bir bölümünü hiç farkında olmadan aşka borçlanırız.

Sevgi ve aşk konusundaki sorunlarımızın birçoğu bu konulardaki ezberlerimizi bozamamaktan gelir.

İnsanların çoğu bir kişinin ardından değil, bir öykünün ardından koşar.
 

bir aşk birçok aşktan yapılıyor
ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde
 


En kötü aşıklar, kendine aşık olanların arasından çıkar. Kendini beğenmiş insanların sevilme isteği, aşk arzuları tek kişilik oto-erotik gösterileri için eleman arayışlarıdır yalnızca.

Özgün aşk yoktur. Hepsi sizden önce yaşanmıştır.

Hiçbir kitabın sonunda dünya değişmez; ama hikaye devam eder. Bu yüzden aşk, duygudan çok hikayedir.
 

Bazı insanları aşk bile güzelleştiremez. 

Aşkın bizi çıkardığı yolculuklardan kim dönebilmiş ki yara almadan?

28 08 2014

Bakakai

Witold Gombrowicz 

Bir bakireyi gerektiği gibi sevmek için, insanın kendisinin de bakir ve cahil olması gerek.

Tanrı evrenin en büyük yalnızıdır, evrenin ezeli ve ebedi yeniyetmesi.

Dehşetin sınırı yoktur; hatta daha da kötüsü, tersine, mutlak, sınırsız bir acımasızlık vardır. İğrençlik üst üste gelmeye, birbiri ardına dizilmeyegörsün, daima daha da yükselecek derecede üst üste yığılarak işe koyulur ve art arda gelir; çoğalmaya, kendini aşmaya başlar, gerçek bir mekanizma gibi.

Su ve sıkıntı denizcinin belasıdır.

Bir yerde duramamanıza neden olan, kadınlardır.

Aristokrasiye asla güven olmaz; aristokrasiye, evcilleştirilmiş bir leopardan daha sakınımlı yaklaşmak gerekir.

Dış, için yansıdığı bir aynadır.

Fantezileri ödemek gerekir, fanteziler için tarife yoktur.

Hiçbir şey insanoğlu kadar zor ve hassas, hatta kutsal değildir; giderek birbirini korkunç zincirlerle bağlamak üzere, herhangi bir yücelik ya da neden olmaksızın yabancı kişiler arasında doğan bu gizemli bağların açgözlü gücüne denk hiçbir şey olamaz.

İnsan eti açıkça, başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir şeye sahiptir.

Kirlilik her zaman sizindir, temizlik her zaman başkalarının.

Bilgi çirkinleştirir, cahillik güzelleştirir.

Genç kız betimlemelerimizden ve bu amaçla uydurulan karşılaştırmalardan daha yapay bir şey yoktur. Kiraz gibi dudaklar, gül goncası gibi göğüsler.. Ah, gidip manavdan birkaç meyve ve sebze almakla iş bitseydi! Hem bir ağızda gerçekten de olgun bir kiraz tadı olsaydı kim aşık olabilirdi ki? Gerçek anlamda bir şeker kadar tatlı olan bir öpücüğe kim kaptırabilir kendini?

Gülün Mucizesi

Jean Genet 

Umutsuzluk, insanı kendinden dışarı uğratır.

Bazen her birimiz, aşklarımız, bir kavga, kıskançlığımız, gerçeklerinden daha zorlu hayali serüvenlerle karışık bir kaçış planı gibi birçok ögenin yol açtığı dramlar yaşarız içimizde.

Kabadayıların otoritesi uçkur güçlerinden gelir.

Fizik ya da metafizik gökyüzü bir tavan değildir. Dinlerin göğü ise tavandır. Bu tavan dünyayı bitimli kılar. Sonsuzluk korkusuyla, dinler bizi hapishane evreni kadar sınırlı bir evrene hapseder.

Zekanın, gözleri derinden sarsan çalkantıları vardır; bakışları buğulandırır zeka.

Açık yüreklilik, hiçbir şey saklamama arzusudur; oysa kendiliğindenlik bir şey saklamanın olanaksızlığıdır.

Askere zorunluluktan ya da vatan borcu diye gidilir ama bir aşk uğruna ölünür.

Devlet memurları bazen bir oyuk, bir yarıktan bir parça gökyüzü görürler. Ama pek şaşırtır bu onları. Gökyüzü görmeye alışık değillerdir. O gökyüzü parçası da, kapıdan bacadan kovulsun diye, inadına doldurur orayı.

Bazı insanlar gözeneklidir. Onlardan bir buğu yayılır ve gelir sizin içinize dolar.

Aşk oyunlarında kullanılan kösnül dil, heyecan ve iniltilerin doruğa çıktığı anda dudaklardan akan bir tür salgı, yoğun bir özsudur. Tutkunun ana ifade biçimi olduğundan, her aşık çiftin kendine özgü aroması, parfümü olan çok özel bir dili vardır.

Aşkta rakip zorunludur; aşkı somutlaştırır, ona biçim verir. Aşığın saldırıp yıktığı, bu sayede kendi bilincine vardığı benttir rakip.


Tamamlanmış en basit iş bile mucizevidir.

Güzellik Hırsızları

Pascal Bruckner 

Aşkın mucizesi, dünyayı sizi büyüleyen bir varlığın etrafına sıkıştırmaktır.

G.K. Chesterton: Deli, aklı dışında her şeyini kaybetmiş kişidir.

Bazı kadınlar dengesiz varlıkların cazibesine kapılırlar. Karşıdaki kişiyi değil de onun sergilediği kaybolmuşluğu severler ve doyumu uçurumun üzerinde cambazlık yapmakta bulurlar.

Turist milleti bir şeye, ancak onu fotoğrafa dönüştürdükten sonra inanır.

İnsan başkalarını rahatlatmak için değil, onlara tamamen legal bir biçimde zulmetmek, düşmüşler diye onları cezalandırmak için doktor olur.

Bozukluk kural halini alınca, tuhaf bir biçimde, sağlık bir anomali gibi görülür.

İnsan yeniyetmelik dönemini, kendinden pek emin olmayan, sıkılgan biri olarak yaşayınca cinsiyetler arasındaki engeller, aslanla kurt kadar birbirinden uzak iki cinsi ayıran metafizik engellere dönüşür.

Yalan, insanların canını sıkmamak için onlara borçlu olunan nezakettir.

Bach'ı dinlemek, insanın dünyayla kendisi arasına bir harikalar kalkanı yerleştirmesi, cehenneme cennetin tepesinden bakması demektir.

Aşkta klişelerin en kötüsü, klişelerden kaçmaya çalışmaktır.

Ailesini terk etmek, insanın içine zorla sokulduğu bir kavgayı bırakarak özgürce göze aldığı bir başka kavgaya girmesi demektir.

Yirmi yaşında güzellik bir gerçekliktir, otuz beşinde bir ödül, ellisindeyse bir mucize.

Hayatta insanı tatil kadar yoran başka bir şey yoktur.

Çift demek, sitemlerin sermayeye dönüştürülmesi ve her birinin diğerine bu sermayyi faiziyle ödetmesi demektir.

Genç olmak, insanın kefaretini hayatı boyunca ödediği geçici bir ayrıcalıktır.

Tene bağlanmak, rutin olanla anlaşmak demektir; düşünceye merak sarmak ise ona karşı direnmek, yaşamın anlamsızlığını aşmak demektir.

27 08 2014

İnsan

Giovanni Papini 

İnsanın doğayı hükmü altına aldığına dair sözler duyduğum zaman adeta kuduruyorum. Tek başına bir parka bırakılmış bir çocuk düşünün ki, üç dört saat içinde on karınca ile kertenkele yakalamayı, çimenler arasından bir keçi yolu çizmeyi, ırmağın içine bir oyuncak şelale yapmayı ve ağaçların en olgun yemişlerini koparmayı başarmış olsun; işte, bütün oranları korumak şartıyla, dünya üzerindeki gücümüz hemen hemen bundan ibarettir. Bana öyle geliyor ki, bu işin henüz başlangıcındayız. Bir lokma yiyecek için efendilerinin keyiflerini bekleyen köleleriz!

Bilimin ilerlemekte olduğuna dair yapılan bütün gevezelikler küstah palavralardan başka bir şey değildir. Bilim ölümü ortadan kaldırmadıkça bir şey yapmış sayılmaz. Beni bir gün bir taşın altında çürümeye atacaklarına göre Londra'dan New York'a yarım saatte uçmuşum, bana ne?

İnsanlar, hiçbir kayıt ve şart tanımayan, gözüpek bir vahşinin hükmü altında bulunmaları icap eden korkak vahşilerdir. Üst tarafı enayilere mahsus bir sürü laf, edebiyat, felsefe ve palavradır. Vahşilerin canilerden bir farkları yoktur.

Eğer biz Titanlara yaklaşıyorsak, bu ancak sözdedir; zira, eserlerimiz karıncalarla tosbağalarınkinden farksızdır. Onlar, büyük görme hususunda bize bile ders verirler. Bugünün adamı Gulliver gibi düşünüyor; ama, palavralarına rağmen, Lilliput ölçüsünde yaşıyor.

İnsan, varlığının üçte birini uykuda kendini kaybetmiş bir halde geçirmek zorundadır. Neden bu gündelik utandırıcı yarı ölüme mahkum olacak yerde doğal enerjilerini durmadan yenileştirecek şekilde yaratılmadı?

Kimsenin doğurmadığı, benden başkasının katılmadığı, mutlak surette benim diyebileceğim, bağımsız ve gizli çekirdek nerede? Sahiden bir borç yığını, dev bir cüssenin esiri bir zerreden gayrı bir şey değil miyim? Ve sahiden kendimizin zannettiğimiz yegane şey "benlik" bütün öteki şeyler gibi, gururumuzun basit bir yansıması, bir kuruntusu mudur?

Biz her hürriyeti, her şeyden evvel kişisel ve özel bütün hürriyetleri istiyoruz. Yasaklarla çevrili bir özgürlük gerçek özgürlük değildir; bu köleliktir. Biz, son kanun yapıcıları, son hakimler, son polisler ortadan kaldırıldığı gün özgürlüğe kavuşacağız.

Aşk

John Berger 

Kimi yürütüyorduk?

Ben öbür uyluğun özlemini çeken bir dizdim.

En sevecen sözcüklerimin tınısı senin kalçalarındaydı.

Topukların benim başparmaklarımdı.

Kabalarım senin avuçlarındı.

Senin ağzının bir köşesine gizlenmiştim. Sen orada dilinle kurcalıyordun beni. Bulunacak bir şey yoktu ki.

Sen şişmiş gırtlağın, ben mideme gömülmüş ayaklarımla; sen bükülmüş bacakların, ben gövdene yaslanmış başımla öylece yatarken, senin kamışındım ben.

Sen, dölyatağının kara taçyapraklarına düşüp gül kesilen ışıktın.

Çiçeklerinin toprağındaki damar kabarmıştı.

26 08 2014

Bireyselleşmiş Toplum

Zygmunt Bauman 

"Toplum, insan hayatının önemli olduğuna dair bir mit, cüretkar bir anlam yaratma girişimidir." (Ernest Becker)

Henry Ford: Tarih oldukça saçmadır. Gelenek istemiyoruz. Bizler bugünü yaşamak istiyoruz. Dikkate alınabilecek yegane tarih, bugün yapmakta olduğumuz tarihtir.

Sigmund Freud: Uygarlık, insanın mutluluk olanağının bir bölümünü bir parça güvenlik ile takas etmiştir.

"Birey yurttaşın en kötü düşmanıdır." (Tocqueville) Birey, "ortak çıkar", "iyi toplum" ya da "adil toplum" konusunda kayıtsız, kuşkucu ya da ihtiyatlı olma eğilimi gösterir.

Knud Logstrup: Hiç kimse önceden verilen direktifleri uygulamaya ve gerçekleştirmeye özen gösteren kişiden daha düşüncesiz değildir.

Karl Marx: Tarihi insanlar yapar; ancak seçtikleri koşullar altında değil.

Jeffrey Weeks: İnsanlık gerçekleştirilecek bir öz değil, en geniş anlamda insanlığımızı oluşturan çeşitli bireysel projelerin, farklılıkların ifade edilmesiyle geliştirilecek pragmatik bir yapı, bir perspektiftir.

Henry Ford: Egzersiz saçmadır. Eğer sağlıklıysanız ona ihtiyacınız yoktur; eğer hastaysanız zaten yapamazsınız.

Bir nesnenin değeri onun edinilmesindeki zorlukla ölçülür.

Sigmund Freud: Mutluluk, büyük ölçüde bastırılmış ihtiyaçların tatmininden gelir.

"Hedefe ulaştığım zaman özgürlüğümü kaybederim; birisi olduğum zaman kendim olmaktan çıkarım." (Zbyszko Melosik & Tomasz Szkudlarek)

Seneca: En çabuk gerçekleşen haz aynı zamanda ilk yok olandır.

Ludwig Wittgenstein: Hiçbir ıstırap çığlığı tek bir insanın çığlığından daha büyük olamaz. Hiçbir ıstırap tek bir insanın çekebileceği acılardan daha büyük olamaz. Bütün gezegen tek bir candan daha büyük bir acı çekemez.

Victor Hugo: Ütopya, yarının gerçeğidir.

"Şimdi" hayat stratejisinin parolasıdır. Böylesine güvenliksiz ve kestirilemeyen bir dünyada, akıllı ve becerikli gezgin hafif seyahat eder ve kendi hareketlerini kısıtlayan herhangi bir şey için asla gözyaşı dökmez.

24 08 2014

Arzu Çağı

Joel Kovel 

Tek bir insan bile zincirlere bağlıysa, hiç kimse özgür değildir.

William Blake: Bir tek şu andaki rahatı ve keyfi için dehasına ve vicdanına direnen kişi dürüst müdür?

İnsanın arzusu ötekinin arzusunda anlamını bulur; çünkü arzunun ilk nesnesi öteki tarafından tanınmaktır.

W.B. Yeats: En iyilerin hiç inancı yoktur; en kötülerse büyük bir tutkuyla bağlanır.

Her yerde çiçeklerin açtığı, psikanalize giren iyiliğin gündelik hayatı doldurduğu ve kötülüğün buharlaşıp uçtuğu bir toplum düşünü seviyorum. Gerçek sosyalizm her zaman ekmek ve güller demektir.

Sigmund Freud: Para mutluluk getiremez; çünkü mutluluk çocukluk arzularının tatmin edilmesidir; para da bu arzuların nesnesi değildir.

İnsanların varoluşlarını belirleyen, bilinçleri değildir; tersine, toplumsal varoluşları bilinçlerini belirler.

Max Weber: Devlet meşru güç kullanma tekelini elinde tutan bir birliktir ve başka bir biçimde tanımlanamaz.

Ölümü hiç kimse yenemez; ama eğer bir hayat iyi geçmiş ve dolu dolu yaşanmışsa, sonuçlanması, bir bütünün toparlanması olur.

Sevgi, benliği yeni nesnelere açarak yaralanabilir hale getirir.

Karl Marx: Tarihi insanlar yapar; ama canlarının istediği gibi değil.

Bütüncül bir kavrayışa erişmek için yürütülen nafile gayret sadece kendimiz için bir iktidar arayışıdır.

William Blake: Karşıtlıklar olmaksızın ilerleme olmaz.

İnsanlar ne kadar düşkün görünürse görünsün, nefes almayı sürdürdükleri müddetçe içlerinde bir sağaltma gücü taşır.

kötü niyetle söylenmiş bir hakikat
uydurulan bütün yalanları alt eder
(William Blake)

Sigmund Freud: İnsanın bütün umabileceği, isterik acıların yerine sıradan mutsuzluğun geçmesidir.

Aptallık, asıl ticaretini delilik üzerinden yürüten bürokratik endüstrinin zorunlu bir yan ürünüdür.

Pier Paolo Pasolini: Dünyada şimdiye kadar hiçbir enformasyon aracının televizyon kadar otoriteryan ve baskıcı olmadığına şüphe yoktur.

İnsanlar istenen biçime sokulabilir; ama sonsuza kadar değil; en nihayetinde kapitalist ilişkilerin kalpsizliğine direneceklerdir.

23 08 2014

Uzun Sözün Kısası

Chuck Palahniuk 

Bütün hayatınızı Tanrı olmak için harcayıp sonra da ölürsünüz.

Ailenizin sınırlarının yaşayan kanıtı olmak için büyürsünüz. Onların önemsiz başyapıtı olursunuz.

Bazen bastığın boku temizlemenin en iyi yolu, kendini kıymetli, küçük bir ödül gibi görmemektir.

Sevdiğiniz ve sizi seven kişi asla ama asla aynı kişi değildir.

İnsanlara hafta sonu tatilinde ne yaptıklarını sormamızın tek nedeni, kendi hafta sonu tatilimizi anlatma isteğimiz.

İnsanlar bir şeyleri bilmemeye dayanamazlar. Özellikle de erkekler her dağa tırmanmak, her yerin haritasını çıkarmak isterler. Her şeyi etiketlemek. Her ağaca işerler ve sonra bir daha asla aramazlar.

Küçük kasabalarda, trajik bir şekilde, genç insanlar hep tuzağa düşürülür ve onlara yaptıkları küçücük hataların hesabı hayatlarının sonuna kadar sorulup durulur.

Yarışmalar, eğitimimizden geriye kalan rastgele ve değersiz gerçekler hakkında kendimizi daha iyi hissetmemiz için düzenlenir. Yarışma programlarında, bazıları Fransa seyahatini seçer ama çoğunluk çamaşır yıkama ve kurutma makinesini seçecektir.

İnsanın elde ettiği kadını asla düşünmemesi komiktir aslında. Unutamadığın kişi, daima senden uzakta olandır.

Dış dünyayla başa çıkmak istiyorsan insanların yüzünü görmesine izin vermeyeceksin. Dünyada herhangi bir yere gidebilirsin; yeter ki insanların gerçekte kim olduğunu bilmelerine izin verme. Tamamen normal, sıradan bir hayat sürebilirsin. Yeter ki hiç kimsenin gerçeği öğrenecek kadar yakınına sokulmasına izin verme.

Cennet bahçesi bile büyük ve süslü bir kafesten başka bir şey değil. Elmayı ısırmadığın sürece hayatının sonuna dek köle olarak kalacaksın.

Damızlık Kızın Öyküsü

Margaret Atwood 

Yeni bir evin eşiği yalnızlık doludur.

İnsanlar kendi yaşamlarının hiçbir önemi olmadığını, yararsız olduğunu itiraf etmektense her şeyi yaparlar.

Biraz acı zihni temizler. Acı insanda iz bırakır; ancak görülmeyecek kadar derinde.

Alçakgönüllülük görünmezliktir. Görülmek ulaşılmaktır.

Ancak elbiseleriniz üstünüzdeyken sağlıklı düşünebilirsiniz.

İnsanoğlu her şeye alışır. Yerini dolduracak birkaç şey bulunduğu sürece, insanların nelere alışabildikleri gerçekten şaşırtıcıdır.

Alıştığınız şey, sıradanlıktır.

Herhangi bir haber, hiç haber olmamasından iyidir.

Beden öyle kolay incinebilir ki, öyle kolay elden çıkarılır ki; su ve kimyasallardan oluşmuştur topu topu, kumda kuruyan bir deniz anasından da pek farkı yoktur.

Bir şey, sadece kıt ve ulaşılması güçse değerlidir.

Daha iyi asla herkes için daha iyi demek değildir.

Aşkı hissetmek her zaman için yaklaşık bir şeydir sadece.

Labirentin içinde kaldığı sürece, bir fare istediği yere gitmekte özgürdür.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...